Ana Sayfa GÜNDEM 2 Ağustos 2017

Danıştay’dan, Ataköy Sahili Kararı

Danıştay 14. Dairesi, Ataköy'de yer alan lüks konut ve rezidans projelerine ilişkin kararı açıkladı.
Danıştay’dan, Ataköy Sahili Kararı

İstanbul Valiliği Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü’nce 2004’te belirlenen kıyı kenar çizgisine göre, İstanbul Ataköy sahilinde yer alan tüm konut projelerine inşaat izni verilmiş ve yapılar da bu karara göre inşa edilmişti.

Danıştay İtirazları Reddetti 

Ataköy 1. Kısım Koruma ve Güzelleştirme Derneği’nce kıyı kenar çizgisinin bilimsel yöntemlerle belirlenmediği gerekçesiyle 2010 yılında bir dava açıldı, fakat dava zamanında itiraz edilmediği gerekçesiyle reddedildi.

Danıştay 14. Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozunca İstanbul 9. İdare Mahkemesi, bilirkişi raporuna uyarak kıyı kenar çizgisinin tespiti yapılırken mevcut yönetmelik ve yasaya uyulmadığını, kıyı kenar çizgisi işleminin hukuka aykırı olduğuna yönelik kararını 30.06.2017 tarihinde açıkladı.

Danıştay da bu karara yapılan itirazları reddederek, mahkemenin 30 Haziran’da verdiği kararı onayladı.

Bu durum, 7 yıl içinde Ataköy sahilinde yapılan lüks konut ve rezidans projelerinin durumunu belirsiz hale getirdi. Çünkü, bu süre zarfında sahilde yer alan projeler bitti ve sahildeki evlerin birçoğuna da yerleşildi.

Betonlaşmanın Önüne Geçilemedi

Ataköy 1. Kısım Koruma ve Güzelleştirme Derneği’nden Hakan Çubuklu, verilen karar hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Kıyı kenar çizgisinin yapıların içinde kaldığını daha önceki yıllardan da biliyorduk diyen Hakan Çubuklu; “Ataköy Projesi’ne her zaman karşı çıktık. Çünkü burası sahil şeridiydi. Zemin, yer ve kıyı kenar çizgisi gibi özellikleriyle yoğun ve yüksek yapılaşmaya uygun değil. Yapılaşmanın olduğu alan, bizim çocukluğumuzda depremde toplanma alanıydı.

Ancak maalesef değişik şekilde ihalelere çıkıldı, ruhsatlar verildi. Biz bu süreçte birçok dava açtık. 2010’da başlayan dava süreci 2017’de nihailendi, Danıştay tarafından onaylandı. Dolayısıyla burada bir kıyı kenar çizgisi ihlali söz konusu. Biz bu parsellerdeki yapılaşma ve betonlaşmanın bölgenin gerçek hürriyetinden yoksun kalmasına ve ekolojik sisteminin bozulmasına yol açacağını söylemiştik. Haklı çıktık. Ama bu süreç zarfında binalar yapıldı, betonlaşmanın önüne geçilemedi. Bu alan içerisinde kalan yapıların yıkılması gerekiyor. Ancak süreç uzayacaktır” açıklamasını yaptı.

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?